SIEM Nedir, Ne İşe Yarar?
SIEM, ağ altyapısından gelen log verilerini gerçek zamanlı analiz ederek siber tehditleri tespit eden ve raporlayan merkezi bir güvenlik çözümüdür. Olay müdahale hızını artırır.

İÇİNDEKİLER
%0 okundu
- SIEM (Security Information and Event Management) Tam Olarak Nedir?
- SIEM Sistemi Ne İşe Yarar ve Kurumlara Hangi Avantajları Sağlar?
- SIEM Nasıl Çalışır? Adım Adım Mimari Süreç
- Kurumsal Yapılar İçin Doğru SIEM Çözümü Seçerken Dikkat Edilmesi Gerekenler
- SIEM Kurulumunda Sık Yapılan Hatalar ve Risk Yönetimi
- Sonuç: Proaktif Güvenlik İçin SIEM'in Stratejik Önemi
SIEM (Security Information and Event Management), ağ altyapısından gelen log verilerini gerçek zamanlı analiz ederek siber tehditleri tespit eden ve raporlayan merkezi bir güvenlik çözümüdür. Olay müdahale hızını artırarak kurumsal siber güvenlik altyapısını güçlendirir ve karar vericilere görünürlük sağlar. Bu teknoloji, karmaşık siber saldırıların tespiti, yasal mevzuatlara uyumluluğun sürdürülmesi ve bilgi güvenliği standartlarının karşılanması için kritik bir zemin sunar. Doğru yapılandırılmış bir sistem, karmaşık veri yığınlarını analiz edilebilir, anlamlı ve aksiyon alınabilir güvenlik istihbaratına dönüştürür.
SIEM (Security Information and Event Management) Tam Olarak Nedir?

SIEM, siber güvenlik dünyasında iki temel disiplinin bir araya gelmesiyle oluşmuş entegre bir yapıdır: SEM (Security Event Management - Güvenlik Olay Yönetimi) ve SIM (Security Information Management - Güvenlik Bilgi Yönetimi). SEM, ağ cihazlarından, sunuculardan ve uygulamalardan gelen olay günlüklerinin (log) gerçek zamanlı olarak izlenmesini, analiz edilmesini ve ilişkilendirilmesini sağlar. SIM ise bu verilerin uzun vadeli depolanması, analizi, raporlanması ve mevzuata uygun şekilde arşivlenmesi süreçlerini üstlenir. Bu iki disiplinin tek bir çatı altında birleşmesi, kurumlara tüm BT altyapısını kapsayan bütünleşik bir tehdit algılama ve risk yönetimi kapasitesi kazandırır.
Sistem, altyapıdaki her bir bileşenden (firewall, router, switch, sunucular, uç noktalar, bulut servisleri ve veri tabanları) düzenli olarak veri toplar. Toplanan bu veriler, güvenlik ekiplerinin tek bir ekrandan tüm sistemi izlemesine olanak tanır. Bilgi güvenliği süreçlerinde karşılaşılan en büyük zorluklardan biri olan "veri dağınıklığı" problemi, bu merkezi yaklaşım sayesinde çözülür. Güvenlik yöneticileri, bağımsız sistemlerin tek başına anlam ifade etmeyen loglarını bir araya getirerek organize siber saldırı girişimlerini (Advanced Persistent Threats - APT) erken aşamada tespit edebilir.
SIEM'in Temel Bileşenleri Nelerdir?
Modern bir SIEM platformunun işlevselliğini sürdürebilmesi ve hedeflenen korumayı sağlayabilmesi için belirli çekirdek bileşenlere sahip olması gerekir:
Veri Toplama (Data Ingestion/Collection): Ağ üzerindeki tüm donanım ve yazılımlardan log verilerini çeken ajanlı (agent-based) veya ajansız (agentless) mekanizmadır. Syslog, WMI, Event Forwarding ve API entegrasyonları bu aşamada kullanılır.
Ayrıştırma ve Normalizasyon (Parsing & Normalization): Farklı üreticilerin farklı formatlarda ürettiği log verilerini (örneğin JSON, XML, düz metin) ortak bir şemaya (Common Event Format - CEF gibi) dönüştürür.
Korelasyon Motoru (Correlation Engine): Farklı kaynaklardan gelen normalleştirilmiş verileri önceden tanımlanmış kurallar çerçevesinde analiz eder. Örneğin, "A sunucusuna 5 kez başarısız giriş denemesi yapıldı" ve hemen ardından "B veri tabanına yetkisiz erişim sağlandı" loglarını birleştirerek bir brute-force (parola deneme) veya sızma alarmı üretir.
Veri Depolama ve Arşivleme (Data Retention): Log verilerinin hem hızlı sorgulamalar için sıcak (hot storage) hem de yasal uyumluluk gereği arşiv amaçlı soğuk (cold storage) depolarda güvenli bir şekilde saklanmasını yönetir.
Raporlama ve Dashboard Panel: Güvenlik Operasyon Merkezi (SOC - Security Operations Center) analistlerinin ve karar vericilerin tehdit durumunu, uyumluluk metriklerini ve sistem sağlığını görsel olarak takip etmesini sağlayan arayüzdür.
Log Yönetimi ve SIEM Arasındaki Temel Farklar
Log yönetimi ile SIEM sıklıkla birbirine karıştırılan ancak yetenek sınırları keskin hatlarla ayrılan iki kavramdır. Basit bir ifadeyle log yönetimi, ham verilerin toplanması, saklanması ve gerektiğinde geriye dönük olarak aranması sürecidir. Bu süreç reaktiftir; yani bir olay gerçekleştikten sonra adli bilişim analizi (forensics) yapmak için kullanılır.
SIEM ise proaktif ve zekidir. Sadece log depolamakla kalmaz, bu logları anlık olarak işler, birbiriyle ilişkilendirir ve tehdit oluşturabilecek durumları anında siber güvenlik ekiplerine bildirir. Aralarındaki farklar aşağıdaki tabloda detaylandırılmıştır:
SIEM Sistemi Ne İşe Yarar ve Kurumlara Hangi Avantajları Sağlar?

Kurumsal siber güvenlik altyapısını güçlendirmek isteyen işletmeler için SIEM sistemleri bir lüks değil, temel bir operasyonel zorunluluktur. Altyapının büyümesiyle birlikte izlenmesi gereken uç nokta (endpoint), sunucu ve ağ cihazı sayısı katlanarak artar. İnsan gözünün veya bağımsız çalışan geleneksel güvenlik yazılımlarının bu devasa veri trafiğindeki anomalileri fark etmesi teknik olarak imkansızdır. SIEM, bu noktada kurumlara tam görünürlük sunarak kör noktaları ortadan kaldırır.
Bir güvenlik ihlali durumunda zaman en kritik değişkendir. Saldırganların sistemde kalma süresi (dwell time) uzadıkça, verdikleri zarar ve sızdırdıkları veri miktarı da doğru orantılı olarak artar. Sistem, tehditlerin milisaniyeler içinde algılanmasını sağlayarak müdahale süresini (Mean Time to Respond - MTTR) radikal bir şekilde düşürür. Bu durum, olası finansal kayıpları ve itibar zedelenmelerini doğrudan engeller.
Gerçek Zamanlı Tehdit Tespiti ve Görünürlük
Tehditlerin gerçek zamanlı tespiti, SIEM'in en güçlü yönüdür. Sistem, ağın herhangi bir noktasında gerçekleşen şüpheli bir hareketi anında tespit eder. Örneğin, bir kullanıcının normal mesai saatleri dışında, daha önce hiç erişmediği hassas bir veri tabanına çok büyük miktarda sorgu göndermesi durumunda sistem bunu bir anomali olarak etiketler.
Görünürlük, siber savunmanın ilk kuralıdır; koruyamadığınız şeyi göremezsiniz, göremediğiniz şeyi ise koruyamazsınız. SIEM, bulut ortamlarından (AWS, Azure, Google Cloud) fiziksel sunucu odalarına kadar tüm mimariyi tek bir pencerede birleştirir. Bu sayede hibrit çalışma modellerinde bile kurumsal sınırların dışında kalan tehditler kolayca izlenebilir.
Olay Müdahale (Incident Response) Süreçlerinin Hızlandırılması
Güvenlik Operasyon Merkezi (SOC) ekipleri, her gün binlerce yanlış alarm (false positive) ile mücadele etmek zorundadır. Bu durum "alarm yorgunluğuna" (alert fatigue) yol açarak gerçek tehditlerin gözden kaçmasına neden olabilir. SIEM, gelişmiş korelasyon kuralları ve makine öğrenimi algoritmaları sayesinde alarmları önceliklendirir.
Analistlerin önüne sadece yüksek riskli ve doğrulanmış olayları getiren bu yapı, olay müdahale (Incident Response) süreçlerini otomatikleştirir. Entegre edilen SOAR (Security Orchestration, Automation, and Response) platformları sayesinde, belirli bir tehdit algılandığında (örneğin bilinen bir zararlı yazılımın komuta kontrol sunucusuyla iletişim kurması), ilgili IP adresinin firewall üzerinden otomatik olarak engellenmesi gibi senaryolar anında devreye alınabilir.
Mevzuat Uyumluluğu ve Raporlama (KVKK, GDPR, ISO 27001)
Veri gizliliği ve güvenliği yasaları, dünya genelinde kurumlara çok ciddi yaptırımlar uygulamaktadır. Türkiye'de KVKK (Kişisel Verilerin Korunması Kanunu), Avrupa Birliği'nde GDPR (General Data Protection Regulation), finans sektöründe PCI-DSS ve genel bilgi güvenliği standartlarında ISO/IEC 27001, log verilerinin güvenli bir şekilde tutulmasını ve analiz edilmesini zorunlu kılar.
KVKK Uyum Sorumluluğu: KVKK Madde 12 uyarınca, veri sorumluları kişisel verilerin hukuka aykırı olarak işlenmesini ve erişilmesini önlemek amacıyla her türlü teknik tedbiri almakla yükümlüdür. SIEM, kişisel veri içeren sistemlere yapılan erişimleri kayıt altına alarak yasal kanıt üretir.
GDPR 72 Saat Kuralı: GDPR, veri ihlali tespit edildikten sonra en geç 72 saat içinde ilgili otoritelere bildirim yapılmasını şart koşar. SIEM olmadan bir ihlalin ne zaman başladığını, hangi verilerin etkilendiğini bu sürede tespit etmek neredeyse imkansızdır.
ISO 27001 Denetimleri: Bilgi Güvenliği Yönetim Sistemi (BGYS) standartları gereği, kullanıcı aktiviteleri, kural değişiklikleri ve sistem olayları izlenebilir olmak zorundadır. SIEM'in otomatik raporlama modülleri, denetim süreçlerinde tek tıkla mevzuata uygun raporlar üretilmesini sağlar.
SIEM Nasıl Çalışır? Adım Adım Mimari Süreç

Bir SIEM sisteminin arka plandaki işleyişi, oldukça disiplinli bir veri mühendisliği sürecine dayanır. Saniyede on binlerce (EPS - Events Per Second) veri paketinin aktığı kurumsal ağlarda, bu verilerin gecikmesiz olarak işlenmesi gerekir. Mimari, verinin kaynaktan ilk çıktığı andan, analistin ekranına düşen alarm anına kadar belirli filtrelerden ve aşamalardan geçer.
Bu süreçlerin doğru tasarlanmaması durumunda sistem donanım kaynaklarını hızla tüketebilir veya veri kaçırarak güvenlik açıklarına zemin hazırlayabilir. Bu nedenle teknik karar vericilerin, sistemin çalışma prensiplerini ve mimari katmanlarını çok iyi analiz etmesi gerekir.
Veri Toplama (Log Collection)
Sürecin ilk adımı, ağ üzerindeki heterojen kaynaklardan veri toplamaktır. Bu işlem için iki temel yöntem tercih edilir:
Ajanlı (Agent-Based) Toplama: İzlenecek olan sunucu veya uç noktaya (endpoint) küçük bir yazılım (agent) yüklenir. Bu ajan, sistem kaynaklarını tüketmeden logları yerel olarak toplar, şifreler ve güvenli bir port üzerinden SIEM sunucusuna iletir. Yüksek güvenlik gerektiren kritik sunucularda ve bant genişliği sınırlı uzak ofislerde tercih edilir.
Ajansız (Agentless) Toplama: Hedef sistemlerde herhangi bir yazılım kurulmaz. SIEM sunucusu, standart protokolleri (Syslog, WMI, SSH, SNMP, API) kullanarak hedef cihazlardaki logları belirli aralıklarla çeker. Sunucu üzerinde ek yazılım istenmeyen hassas veri tabanlarında veya işletim sistemi dışı ağ cihazlarında (firewall, switch vb.) bu yöntem kullanılır.
Normalizasyon ve Korelasyon
Farklı sistemlerden gelen verilerin formatları birbirine benzemez. Örneğin bir Linux sunucu olay günlüğünü düz metin (plain text) olarak yazarken, bir Windows Active Directory sunucusu XML formatında log üretir. Normalizasyon aşamasında, bu farklı kaynaklardan gelen tüm veriler ortak bir veri modeline dönüştürülür. IP adresi, kullanıcı adı, port numarası, zaman damgası ve olay türü gibi alanlar standartlaştırılır.
Normalleştirilen veriler daha sonra Korelasyon Motoruna (Correlation Engine) aktarılır. Korelasyon, tek başına zararsız görünen olayların bir araya gelerek oluşturduğu anlamlı bütünleri saptama işidir.
Kural Tabanlı Korelasyon: Önceden tanımlanmış mantıksal kurallarla çalışır.
Kural Örneği: @@CODE0@@ ise @@CODE1@@.
Davranışsal Korelasyon (UEBA): Herhangi bir kurala bağlı kalmaksızın, makine öğrenimi ile kullanıcıların ve cihazların normal davranış profillerini çıkarır. Bu profilin dışına çıkan sapmaları (anomali) otomatik olarak algılar.
Alarm Üretimi ve Eskalasyon
Korelasyon kuralları tetiklendiğinde sistem otomatik olarak bir olay (incident) kaydı açar ve tanımlı eskalasyon (kademeli yönlendirme) süreçlerini başlatır. Alarm üretimi sırasında olayların kritiklik seviyesi (Düşük, Orta, Yüksek, Kritik) belirlenir. Bu seviye belirleme işlemi, olayın etkilediği varlığın (asset) kurumsal değerine göre dinamik olarak hesaplanır.
Örneğin, sıradan bir test bilgisayarında görülen virüs uyarısı "Düşük" seviyede sınıflandırılırken, şirketin ana ödeme geçidine yönelik aynı uyarı anında "Kritik" olarak işaretlenir. Alarmlar e-posta, SMS, Teams/Slack entegrasyonu veya ITSM (BT Hizmet Yönetimi) bilet sistemleri (Jira, ServiceNow) üzerinden ilgili mühendislik ekiplerine otomatik olarak iletilir.
Kurumsal Yapılar İçin Doğru SIEM Çözümü Seçerken Dikkat Edilmesi Gerekenler

Piyasada çok sayıda farklı mimariye, lisanslama modeline ve teknik kapasiteye sahip SIEM çözümü bulunmaktadır. Splunk, IBM QRadar, Microsoft Sentinel, Logpoint ve Elastic Security gibi global oyuncular, farklı ölçekteki şirketlerin ihtiyaçlarına göre optimize edilmiştir. Yanlış bir ürün seçimi, yüksek yatırım maliyetlerine (CAPEX) rağmen atıl kalan, yönetilemeyen ve siber riskleri engelleyemeyen bir sistemle sonuçlanabilir. Bu nedenle karar vericilerin teknik ve finansal parametreleri titizlikle analiz etmesi gerekir.
Yatırım kararı alınırken sadece yazılım lisans bedeli değil; donanım gereksinimleri, depolama maliyetleri, profesyonel kurulum (deployment) hizmetleri ve sistemi yönetecek olan SOC analistlerinin insan kaynağı maliyeti de toplam sahip olma maliyetine (TCO - Total Cost of Ownership) dahil edilmelidir.
Ölçeklenebilirlik ve Lisanslama Modelleri
SIEM projelerinin başarısız olmasındaki en yaygın nedenlerden biri, öngörülemeyen lisanslama maliyetleridir. Altyapıdaki veri trafiği arttıkça lisans bütçesinin de kontrolsüz bir şekilde büyümesi bütçe yönetimini zorlaştırır. Üreticiler genellikle şu üç lisanslama modelinden birini kullanır:
EPS (Events Per Second - Saniye Başına Olay Sayısı) Bazlı Lisanslama: Sisteme saniyede gelen log sayısı üzerinden ücretlendirilir. Ağ trafiğinin aniden yükseldiği DDoS saldırısı gibi durumlarda EPS tavan yapabilir. Bazı üreticiler bu aşırı yükselmeleri (burst) tolere ederken, bazıları logları işlemeyi durdurabilir veya ek fatura çıkarabilir.
GB/Gün (Günlük Veri Boyutu) Bazlı Lisanslama: Günlük olarak sisteme aktarılan ham veri miktarına (örneğin günlük 100 GB) göre lisanslanır. Bu modelde gereksiz logların sisteme girmeden önce elenmesi (filtering) maliyetleri doğrudan düşürür.
Varlık (Asset/Node) Bazlı Lisanslama: İzlenen sunucu, kullanıcı veya cihaz sayısına göre sabit bir ücret ödenir. Veri miktarından bağımsız olduğu için bütçe öngörülebilirliği açısından avantajlıdır ancak çok sayıda küçük cihazın olduğu yapılarda maliyetli olabilir.
Yapay Zeka ve Otomasyon Desteği (UEBA ve SOAR Entegrasyonu)
Geleneksel kurallarla çalışan sistemler, daha önce hiç görülmemiş sıfırıncı gün (zero-day) saldırılarını tespit etmekte yetersiz kalır. Bu nedenle seçilecek olan SIEM çözümünün mutlaka UEBA (User and Entity Behavior Analytics) yeteneğine sahip olması gerekir. UEBA, kullanıcıların ve cihazların normal hareketlerini öğrenerek "normal dışı" sapmaları siber güvenlik ekiplerine bildirir.
Bir diğer kritik unsur ise SOAR (Security Orchestration, Automation, and Response) entegrasyonudur. SOC analistlerinin manuel olarak yaptığı analiz ve engelleme adımlarını yazılımsal iş akışları (playbook) ile otomatik hale getiren SOAR, bir saldırının yayılma hızından daha hızlı aksiyon alınmasını sağlar. Bulut tabanlı (SaaS) çalışan Microsoft Sentinel gibi modern çözümler, SOAR ve yapay zeka (AI) yeteneklerini platforma yerleşik olarak sunarak kurulum ve yönetim kolaylığı sağlar.
SIEM Kurulumunda Sık Yapılan Hatalar ve Risk Yönetimi

SIEM projeleri, bilgi teknolojileri departmanlarının en yüksek bütçeli ve en yüksek başarısızlık oranına sahip süreçlerinden biridir. Genellikle "ürünü satın al, kur ve her şey otomatik olarak korunsun" algısı bu başarısızlığın temel kaynağıdır. Gerçek hayatta sistemler, sürekli bakım, optimizasyon, güncel tehdit istihbaratı beslemeleri (Threat Intelligence) ve uzman bir ekip tarafından yönetilmediği sürece sadece çok pahalı bir log depolama alanına dönüşür.
Sistemin kurulum aşamasında yapılan teknik yapılandırma hataları, ilerleyen süreçlerde yanlış alarm fırtınalarına ya da en kötüsü gerçek sızma girişimlerinin gürültü arasında kaybolup gitmesine neden olur. Etkin bir risk yönetimi için kurulum öncesinde kapsamlı bir planlama yapılmalıdır.
Aşırı Log Toplama ve Filtreleme Eksikliği (Data Bloat)
Siber güvenlik ekipleri sıklıkla "ne kadar çok veri toplarsak o kadar güvende oluruz" yanılgısına düşer. Bu yaklaşım, sistemin depolama ve işleme kapasitesini hızla tüketerek performans darboğazlarına yol açar. Ayrıca, gereksiz logların analiz edilmesi lisanslama maliyetlerini de kontrolsüz bir şekilde artırır.
Çözüm: Log toplama sürecinde seçici olunmalıdır. Örneğin, işletim sistemlerinin "başarılı oturum açma" (successful login) logları kritik sunucular hariç her uç noktadan toplanmak zorunda değildir. Sadece anomali ve hata gösteren loglar önceliklendirilmeli, ham veriler SIEM'e gönderilmeden önce yerel ajanlar veya log toplayıcılar (log collectors) seviyesinde filtrelenmelidir.
Yanlış Alarmların Yönetilememesi ve Alarm Yorgunluğu
Kurulum sonrasında varsayılan (default) olarak gelen tüm korelasyon kurallarının aktif edilmesi, sisteme saniyeler içinde binlerce alarm düşmesine neden olur. Bu durum siber güvenlik analistlerinin iş yükünü katlanamaz hale getirir ve zamanla analistlerin alarmları ciddiye almamasına (alarm yorgunluğu) yol açar. Gerçek bir veri sızıntısı alarmı, bu sahte alarmların arasında kaybolabilir.
Çözüm: Korelasyon kuralları, kurumun BT altyapısına ve iş süreçlerine göre özel olarak optimize edilmelidir. İlk kurulum aşamasında kurallar "yalnızca izleme" (monitoring) modunda çalıştırılmalı, ürettikleri yanlış alarm oranları ölçülerek ince ayarlar (tuning) yapıldıktan sonra aktif üretime alınmalıdır.
Sonuç: Proaktif Güvenlik İçin SIEM'in Stratejik Önemi
Bilgi güvenliği dünyasında tehdit aktörlerinin yöntemleri her geçen gün daha karmaşık, organize ve tespit edilmesi zor hale gelmektedir. Geleneksel uç nokta koruma yazılımları veya tek başına çalışan firewall cihazları, modern siber saldırı zincirlerini (Cyber Kill Chain) durdurmakta yetersiz kalmaktadır. Bu dinamik tehdit ortamında hayatta kalabilmek ve iş sürekliliğini koruyabilmek için kurumsal yapıların proaktif bir siber savunma stratejisi benimsemesi zorunludur.
SIEM, bu stratejinin merkezinde konumlanan en kritik karar destek mekanizmasıdır. Ağ genelinde uçtan uca görünürlük sağlayarak kör noktaları ortadan kaldıran, yasal mevzuatlara tam uyumluluk sunan ve en önemlisi siber olaylara müdahale süresini dakikalara indiren bu sistemler, dijital varlıkların korunmasında en güvenilir kalkan konumundadır. Doğru bir ürün seçimi, titiz bir planlama ve uzman ekiplerle yönetilen bir altyapı ile kurumunuzu geleceğin siber tehditlerine karşı bugünden hazır hale getirebilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
SIEM nedir ve temel olarak ne işe yarar?
SIEM, ağ altyapısındaki tüm cihazlardan gelen log verilerini tek bir merkezde toplayarak gerçek zamanlı analiz eden ve siber tehditleri tespit ederek alarm üreten bütünleşik bir güvenlik çözümüdür.
Log yönetimi ile SIEM arasındaki en kritik fark nedir?
Log yönetimi verileri sadece reaktif olarak toplar ve geriye dönük arama amaçlı saklarken; SIEM bu verileri gerçek zamanlı korelasyon kurallarıyla işleyerek aktif olarak tehdit tespiti yapar ve alarm üretir.
SIEM sistemleri hangi yasal mevzuatlara uyumluluk için zorunludur?
Türkiye'de KVKK, Avrupa Birliği'nde GDPR, finansal işlemler için PCI-DSS ve küresel bilgi güvenliği standartlarında ISO/IEC 27001 kapsamında log analizi ve veri koruma için SIEM kritik bir gereksinimdir.
SIEM lisanslama modelleri nasıl belirlenir?
SIEM çözümleri genellikle saniye başına gelen veri adedi (EPS), günlük olarak işlenen veri miktarı (GB/Gün) veya ağda izlenen toplam cihaz sayısı (Asset/Node) baz alınarak lisanslanır.
SOAR entegrasyonu SIEM sistemine ne kazandırır?
SOAR entegrasyonu, SIEM tarafından üretilen alarmların ardından güvenlik duvarında IP engelleme veya şüpheli kullanıcı hesabını askıya alma gibi olay müdahale adımlarının otomatik iş akışlarıyla saniyeler içinde yapılmasını sağlar.
UEBA (Kullanıcı ve Varlık Davranış Analizi) ne anlama gelir?
UEBA, sistemdeki kullanıcıların ve cihazların olağan davranış kalıplarını makine öğrenimi ile analiz ederek, bu kalıpların dışına çıkan şüpheli anomalileri ve iç tehditleri kural bağımsız olarak tespit eden teknolojidir.
SIEM kurulumunda yapılan en büyük hata nedir?
En büyük hata, filtreleme yapmadan tüm ağ cihazlarının loglarını sisteme dahil ederek veri şişmesine (data bloat), yüksek lisans maliyetlerine ve yanlış alarmlardan kaynaklanan alarm yorgunluğuna yol açmaktır.
Bulut tabanlı (Cloud-Native) SIEM çözümlerinin avantajı nedir?
Bulut tabanlı çözümler (örneğin Microsoft Sentinel), donanım yatırımı gerektirmemesi, sınırsız depolama ve bilgi işlem ölçeklenebilirliği sunması ve diğer bulut servisleriyle yerleşik olarak kolayca entegre olabilmesi gibi operasyonel ve maliyet avantajları sağlar.