Uygulama İçi Analitik: Hangi Metrikler Takip Edilmeli?

Yazar: Fatih ŞahinYayın: 11 Ağu 2026Güncelleme: 15 Ağu 202610 dk Okuma

Mobil uygulama başarısını ölçümlemek için DAU/MAU, tutundurma oranı (retention) ve kullanıcı yaşam boyu değeri (LTV) gibi temel analitik metriklerinin takibi teknik bir zorunluluktur.

Uygulama İçi Analitik: Hangi Metrikler Takip Edilmeli? için öne çıkan görsel
Uygulama İçi Analitik: Hangi Metrikler Takip Edilmeli? için öne çıkan görsel

Mobil uygulama yatırımlarının sürdürülebilir bir ticari kazanca ve kararlı bir kullanıcı kitlesine dönüşmesi, sezgisel kararlar yerine tamamen ölçülebilir verilere dayanmalıdır. Mobil uygulama başarısını ölçümlemek için DAU/MAU, tutundurma oranı (retention) ve kullanıcı yaşam boyu değeri (LTV) gibi temel analitik metriklerinin takibi teknik bir zorunluluktur [RAG]. Mobil uygulama analitiği süreçleri, ürün yöneticileri ve teknik karar vericiler için kullanıcı davranışlarını anlama, dönüşüm hunilerini optimize etme ve bütçe israfını engelleme noktasında temel bir kılavuz görevi üstlenir. Bu doğrultuda, "Uygulama İçi Analitik: Hangi Metrikler Takip Edilmeli?" sorusunu teknik ve operasyonel boyutlarıyla ele alarak, takip edilmesi zorunlu olan kritik metrikleri, hesaplama yöntemlerini ve platform entegrasyonu kriterlerini kurumsal bir çerçevede inceliyoruz.

Mobil Uygulama Başarısında Veri Odaklı Yaklaşımın Önemi

Veri akış diyagramları ve stratejik kararları simgeleyen modern editoryal illüstrasyon
Stratejik mobil uygulama kararlarında veri odaklı mimarinin konumu.

Doğru Metrik Seçiminin Ürün Stratejisine Etkisi

Mobil uygulama ekosisteminde bir yazılımın sadece çalışır durumda olması ticari başarıyı garantilemez. Ürünün pazardaki konumunu güçlendirmek ve kaynak planlamasını doğru yapmak adına veri odaklı ürün yönetimi prensiplerinin benimsenmesi gerekir. Mobil uygulama analitiği, kullanıcıların uygulama içindeki dijital ayak izlerini takip ederek hangi özelliklerin talep gördüğünü, hangi adımlarda tıkanıklık yaşandığını objektif olarak ortaya koyar. Doğru metrik seçimi, yazılım geliştirme ekiplerinin gereksiz özelliklere zaman harcamasını önleyerek mühendislik bütçesinin doğrudan en yüksek değere sahip fonksiyonlara yönlendirilmesini sağlar. Teknik bir karar verici için her veri noktası, sunucu maliyetlerinin optimize edilmesinden kullanıcı deneyimi (UX) iyileştirmelerine kadar uzanan geniş bir kararlar bütününü destekler.

Ürün stratejisinde veriye dayalı kararlar almak, geliştirme döngüsünün her aşamasında kritik bir gerekliliktir. Kullanıcıların uygulamayı indirdikten sonra ilk kez karşılaştıkları arayüzden, satın alma adımına kadar olan tüm akış, belirli kriterlerle izlenmelidir. Bir e-ticaret uygulamasında sepetten çıkma oranları analiz edilmeden yapılacak tasarım değişiklikleri, dönüşüm oranlarında beklenmedik düşüşlere yol açabilir. Bu nedenle, ürün yol haritasını (roadmap) oluştururken kişisel varsayımlar yerine analitik raporları temel almak, yatırımların finansal doğruluğunu artırır.

Veri Kirliliği ve Yanıltıcı Metriklerin (Vanity Metrics) Riskleri

Mobil uygulama sahiplerinin sıklıkla düştüğü hatalardan biri, doğrudan iş hedeflerine katkı sunmayan ve yüzeysel bir başarı hissi veren vanity metrics riskleri ile karşı karşıya kalmaktır. Toplam indirme sayısı, uygulama mağazasındaki toplam kayıtlı kullanıcı veya sosyal medya paylaşımları gibi metrikler ilk bakışta etkileyici görünse de uygulamanın gerçek sağlığı hakkında bilgi vermez. Örneğin, 1 milyon indirmeye sahip olan ancak günlük aktif kullanıcısı 1.000 seviyesinde kalan bir uygulama, finansal olarak sürdürülemez bir durumdadır. Bu tür durumlarda veri kirliliği, pazarlama bütçelerinin yanlış kanallara aktarılmasına ve sunucu kapasitelerinin verimsiz kullanılmasına neden olur.

Stratejik kararlar alırken mobil KPI belirleme süreçlerinde gerçek etkileşimi, yani uygulama içi kullanıcı davranışı kalıplarını ölçümleyen derinlikli metriklere odaklanılması teknik bir gerekliliktir. Yanıltıcı verilerin arkasına sığınmak, ürünün teknik gelişimini engellerken, gerçek sorunların göz ardı edilmesine yol açar. Örneğin, bir SaaS mobil uygulamasında kayıt olan kullanıcıların ne kadarının uygulamanın temel değer önerisini (Aha! Moment) deneyimlediğini ölçmeyen bir analiz, uzun vadeli kullanıcı kayıplarını (churn) tahmin etmeyi imkansız hale getirir.

Büyüme ve Kullanıcı Tabanını Ölçümleyen Temel Metrikler

Kullanıcı büyüme eğrilerini ve etkileşimi soyut olarak betimleyen modern editoryal çizim
Kullanıcı tabanının büyümesini ve tutundurma oranlarını gösteren soyut analiz.

Günlük ve Aylık Aktif Kullanıcı Oranı (DAU / MAU)

Kullanıcı tabanının büyüklüğünü ve uygulamanın kullanıcılar için değerini ölçümlemek amacıyla DAU (Daily Active Users - Günlük Aktif Kullanıcı) ve MAU (Monthly Active Users - Aylık Aktif Kullanıcı) metrikleri kullanılır. DAU MAU hesaplama yöntemi, sistem mimarlarının veri tabanı sorguları veya analitik SDK'ları üzerinden tekil (unique) kullanıcı ID'lerini takip etmesi esasına dayanır. Bu iki metrik arasındaki oran (DAU / MAU), uygulamanın "bağlayıcılık" (stickiness) oranını verir. Örneğin, aylık 100.000 aktif kullanıcısı olan bir uygulamanın günlük ortalama 20.000 aktif kullanıcısı varsa, bağlayıcılık oranı %20'dir.

Sosyal ağlar, anlık mesajlaşma veya finansal araçlar gibi her gün ziyaret edilmesi beklenen uygulamalarda bu oranın %20 ve üzerinde olması istenirken, seyahat veya e-ticaret uygulamalarında daha düşük oranlar normal kabul edilebilir. Bağlayıcılık oranının düşük olması, uygulamanın kullanıcılar tarafından yeterince çekici bulunmadığının veya sunulan değerin süreklilik arz etmediğinin teknik bir göstergesidir. Bu oranın düşüş eğilimi göstermesi durumunda, ürün sahiplerinin yeni özellikler eklemek yerine mevcut kullanıcı deneyimini iyileştirmeye ve bildirim stratejilerini güncellemeye yönelmesi teknik bir karardır.

Kullanıcı Tutundurma Oranı (Retention Rate) Neden Kritik?

Mobil uygulama başarısının en yalın ve net göstergesi retention rate optimizasyonu süreçleridir. Bir kullanıcının uygulamayı cihazına yükledikten sonraki belirli günlerde (1. gün, 7. gün, 30. gün) uygulamayı tekrar açma oranını ifade eden bu metrik, ürün-pazar uyumunun (product-market fit) en güçlü kanıtıdır. Eğer bir uygulamanın 30. gün tutundurma oranı sıfıra yaklaşıyorsa, yapılan tüm pazarlama harcamaları ve edinilen yeni kullanıcılar delik bir kovaya su doldurmaya benzer.

Kohort analizi (cohort analysis) kullanılarak, farklı dönemlerde edinilen kullanıcı gruplarının tutundurma eğrileri grafik haline getirilmeli ve düşüşlerin yaşandığı günlerdeki kullanıcı deneyimi pürüzleri giderilmelidir. Örneğin, 1. gün tutundurma oranının düşük olması, uygulamanın ilk açılış (onboarding) sürecinin karmaşık veya sıkıcı olduğunu gösterir. 7. günde yaşanan düşüşler, kullanıcıların uygulamanın temel faydalarını henüz anlayamadığına işaret ederken, 30. gün kayıpları uygulamanın uzun vadeli bir alışkanlık yaratamadığını gösterir.

Oturum Süresi ve Kullanım Frekansı Analizi

Kullanıcıların uygulama içinde geçirdiği zamanı ve uygulamayı ne sıklıkla açtıklarını ölçmek, etkileşimin kalitesini anlamak adına gereklidir. Oturum süresi (session length), bir kullanıcının uygulamayı açtığı andan arka plana aldığı veya kapattığı ana kadar geçen süreyi ifade eder. Google Firebase veya Amplitude gibi modern araçlarda genellikle 30 dakikalık inaktiflik süresi oturumun sonlandığı anlamına gelir. Kullanım frekansı ise kullanıcının belirli bir zaman diliminde uygulamayı kaç kez başlattığını gösterir.

Yüksek oturum süresi her zaman olumlu bir gösterge olmayabilir; örneğin bir kurye çağrı uygulamasında oturum süresinin çok uzun olması, kullanıcının arayüzde kaybolduğunu veya işlem yaparken zorlandığını işaret edebilir. Buna karşın, bir içerik veya oyun uygulamasında kısa oturum süreleri kullanıcının aradığını bulamadığını gösterebilir. Bu nedenle her metriğin, uygulamanın dikeyine ve kullanıcı niyetine göre yorumlanması kritik bir zorunluluktur.

Finansal Sürdürülebilirlik ve Değer Metrikleri

LTV ve CAC dengesini simgeleyen soyut finansal denge illüstrasyonu
Uygulama içi satın almalar ve kullanıcı yaşam boyu değerinin finansal dengesi.

Kullanıcı Yaşam Boyu Değeri (LTV - Lifetime Value) Hesaplama

Mobil girişimlerin ve kurumsal uygulamaların finansal olarak ayakta kalabilmesi, her bir kullanıcının sisteme kazandırdığı toplam gelirin net bir şekilde bilinmesiyle mümkündür. Kullanıcı yaşam boyu değeri, bir kullanıcının uygulamayı kullanmaya başladığı andan itibaren, uygulamayı tamamen terk edene kadar geçen süreçte ürettiği toplam geliri temsil eder. LTV hesabı; uygulama içi satın almalar (IAP), abonelik ücretleri (subscription) ve reklam gelirlerinin (ad revenue) birleştirilmesiyle yapılır.

Matematiksel olarak en temel seviyede LTV = ARPU (Kullanıcı Başına Ortalama Gelir) x Kullanıcı Ömrü (1 / Churn Rate) formülüyle hesaplanabilir. LTV takibinde teknik altyapı, RevenueCat, Qonstrukt veya doğrudan App Store/Google Play API'leri ile entegre çalışarak verilerin gerçek zamanlı doğrulanmasını sağlamalıdır. Kohort bazlı LTV hesaplamaları, pazarlama ekiplerine hangi kullanıcı edinme kanallarının daha yüksek ticari değer getirdiğini göstererek bütçe planlamasını şekillendirir.

Müşteri Edinme Maliyeti (CAC) ile LTV Dengesi

Yatırımın geri dönüşünü (ROI) ölçmek ve pazarlama bütçelerinin verimliliğini doğrulamak için LTV ve CAC dengesi kurulmalıdır. CAC (Customer Acquisition Cost - Müşteri Edinme Maliyeti), bir kullanıcının uygulamayı yüklemesi için yapılan toplam pazarlama, reklam ve operasyonel giderlerin, edinilen yeni kullanıcı sayısına bölünmesiyle elde edilir. Mobil oyun veya e-ticaret uygulamalarında finansal sürdürülebilirlik için LTV / CAC oranının 3'ten büyük olması (LTV'nin, edinme maliyetinin en az 3 katı olması) genel bir endüstri standardı olarak kabul edilir.

Bu oranın 1'in altına düşmesi, uygulamanın büyüdükçe zarar ettiği ve iş modelinin sürdürülemez olduğu anlamına gelir. Apple'ın App Tracking Transparency (ATT) politikası ve Google'ın gizlilik güncellemeleri sonrasında CAC ölçümlemesi zorlaşmış olsa da mobil ölçümleme ortakları (MMP - Mobile Measurement Partners) aracılığıyla bu dengenin sürekli izlenmesi teknik bir zorunluluktur. MMP entegrasyonları, kullanıcıların hangi reklam kampanyasından geldiğini doğrulayarak her kampanya için özel LTV/CAC rasyosu hesaplamaya imkan tanır.

Uygulama İçi Satın Alma ve Dönüşüm Oranları (Conversion Rate)

Kullanıcıların sadece uygulamayı kullanması değil, hedeflenen ticari eylemleri (satın alma, abone olma, form doldurma) gerçekleştirmesi uygulamanın dönüşüm oranını (conversion rate) belirler. Uygulama içi satın alma süreçlerinde dönüşüm hunisi (funnel) adımları titizlikle izlenmelidir. Örneğin, ürünü inceleyen, sepete ekleyen, ödeme bilgilerini giren ve satın alımı tamamlayan kullanıcı oranları arasındaki her adım geçişi birer dönüşüm oranı olarak kaydedilir.

Dönüşüm oranlarını artırmak amacıyla, ödeme adımındaki ekranların yüklenme süreleri optimize edilmeli ve teknik hatalar en aza indirilmelidir. App Store ve Google Play'in uyguladığı %15 ila %30 oranındaki komisyon kesintileri, net dönüşüm ve gelir hesaplamalarına dahil edilerek gerçek finansal tablolar oluşturulmalıdır. Fiyatlandırma stratejilerinde yapılan A/B testlerinin sonuçları da doğrudan dönüşüm oranları üzerinden analiz edilir.

Kullanıcı Deneyimi ve Etkileşim Odaklı İkincil Metrikler

Kullanıcı yolculuğunu ve akış engellerini tasvir eden modern soyut sanat çalışması
Ekran geçişleri ve kullanıcı yolculuğunun pürüzsüz optimizasyonu.

Churn Rate (Kayıp Oranı) ve Erken Uyarı Sinyalleri

Mobil uygulamayı aktif olarak kullanmayı bırakan veya cihazından tamamen kaldıran kullanıcıların oranını ifade eden churn rate, büyüme oranlarının önündeki en büyük engeldir. Churn oranı genellikle aylık veya haftalık periyotlarda hesaplanır. Etkin churn rate azaltma stratejileri geliştirebilmek için kullanıcıların uygulamadan uzaklaşmadan önceki davranış kalıplarını analiz etmek gerekir.

Örneğin, bir kullanıcının haftalık kullanım sıklığının %50 oranında düşmesi, push bildirimlerini kapatması veya profil güncellemeyi durdurması potansiyel bir kayıp sinyalidir. Bu sinyaller algılandığı anda otomatize edilmiş kişiselleştirilmiş push bildirimleri veya özel teklifler sunularak kullanıcı sisteme geri kazandırılabilir. Teknik ekip, veri tabanı seviyesinde inaktiflik sürelerini tanımlayarak analitik araçlarına otomatik uyarı etiketleri (triggers) entegre edebilir.

Ekran Akışı ve Kullanıcı Yolculuğu (User Journey) Takibi

Kullanıcıların uygulama içerisindeki ekranlar arasında nasıl gezindiğini gösteren ekran akışı (screen flow) analizleri, kullanıcı deneyiminin kalbini oluşturur. Hangi ekranda ne kadar süre geçirildiği, kullanıcıların hangi sayfalardan çıkış yapma eğiliminde olduğu ve en çok tıklanan butonların tespiti, tasarım kararlarını doğrudan etkiler. Örneğin, üyelik formunun yer aldığı ekranda geçirilen ortalama sürenin çok yüksek olması, form alanlarının karmaşık veya hatalı tasarlandığını gösterebilir.

Teknik olarak her ekran geçişinde ve buton tıklamasında analitik araçlarına gönderilen özel etkinlik (custom event) çağrıları, sistem üzerinde aşırı ağ yükü (network overhead) oluşturmayacak şekilde asenkron olarak tasarlanmalı ve optimize edilmelidir. Isı haritaları (heatmaps) ve oturum kayıtları (session replays) ile desteklenen ekran akış analizleri, kullanıcıların karşılaştığı teknik donmaları ve görsel tasarım hatalarını en kısa sürede tespit etmeyi sağlar.

Kurumsal Uygulamalar İçin Veri Güvenliği ve Gizlilik Uyarıları

Veri koruma ve dijital güvenliği simgeleyen modern soyut illüstrasyon
Analitik veri toplama süreçlerinde yasal uyumluluk ve veri şifreleme.

KVKK ve GDPR Uyumluluğinin Analitik Süreçlere Etkisi

Mobil uygulama analitiği süreçlerinde veri toplarken, kişisel verilerin korunması kanunları (GDPR ve KVKK) ile uyumluluk en kritik önceliktir. Kullanıcıların cihaz kimlikleri (IDFA, GAID), IP adresleri ve coğrafi konum bilgileri gibi veriler yasal olarak kişisel veri (PII - Personally Identifiable Information) statüsündedir. Bu verilerin rıza dışı toplanması, kurumsal firmalar için ciddi idari para cezalarıyla sonuçlanabilir.

SDK entegrasyonu aşamasında, rıza yönetim platformları (CMP - Consent Management Platform) kullanılarak kullanıcıların açık onayı alınana kadar analitik izleyicilerin veri toplaması teknik olarak engellenmelidir. Ayrıca, analitik platformlarına (Firebase, Mixpanel, Amplitude vb.) şifrelenmemiş e-posta, isim veya telefon numarası gibi kişisel verilerin gönderilmediğinden teknik olarak emin olunmalıdır. Verilerin sunucularda saklanması ve işlenmesi aşamasında ISO 27001 bilgi güvenliği standartlarına ve yerel veri koruma kurullarının kararlarına tam uyum sağlanması teknik ve hukuki bir zorunluluktur.

Mobil Uygulama Analitiğinde Doğru Analitik Aracı ve Platform Seçimi

Farklı analitik çözümlerin entegrasyonunu ve seçim sürecini simgeleyen soyut illüstrasyon
Amplitude, Mixpanel ve Firebase gibi araçların entegrasyon mimarisi.

Mobil uygulamanın türüne, hedef kitlesine ve teknik ekibin yetkinliklerine bağlı olarak doğru analitik platformunun seçilmesi gerekir. Firebase, Amplitude ve Mixpanel gibi global düzeyde yaygın olarak kullanılan platformlar farklı analiz yetenekleri ve maliyet yapıları sunmaktadır. Aşağıdaki tabloda, bu araçların öne çıkan özellikleri, kullanım amaçları ve entegrasyon zorlukları kurumsal bir perspektifle karşılaştırılmaktadır.

Analitik PlatformuOdak NoktasıEntegrasyon SeviyesiMaliyet ModeliUygun Olduğu Senaryo
Google FirebaseTemel davranış ve crash takibiKolay (Paket içi)Ücretsiz (BigQuery veri aktarımı ücretli)Yeni başlayan projeler ve genel analizler
AmplitudeDerin ürün analitiği ve kohortlarOrta-Zor (Özel kodlama gerektirir)Etkinlik hacmine göre (Ücretsiz planı sınırlı)Orta ve büyük ölçekli SaaS ve mobil ürünler
MixpanelKullanıcı yolculuğu ve huni analiziOrta (Detaylı kütüphane kurulumu)Etkinlik hacmine göre (Ücretsiz planı mevcut)Dönüşüm ve büyüme odaklı ürün yönetim ekipleri
Adjust / AppsFlyerİlişkilendirme (Attribution) ve MMPZor (Pazarlama SDK entegrasyonu)Tıklama/Kurulum başına ücretlendirmeBüyük bütçeli reklam ve UA kampanyaları yönetenler

Google Firebase

Odak Noktası

Temel davranış ve crash takibi

Entegrasyon Seviyesi

Kolay (Paket içi)

Maliyet Modeli

Ücretsiz (BigQuery veri aktarımı ücretli)

Uygun Olduğu Senaryo

Yeni başlayan projeler ve genel analizler

Amplitude

Odak Noktası

Derin ürün analitiği ve kohortlar

Entegrasyon Seviyesi

Orta-Zor (Özel kodlama gerektirir)

Maliyet Modeli

Etkinlik hacmine göre (Ücretsiz planı sınırlı)

Uygun Olduğu Senaryo

Orta ve büyük ölçekli SaaS ve mobil ürünler

Mixpanel

Odak Noktası

Kullanıcı yolculuğu ve huni analizi

Entegrasyon Seviyesi

Orta (Detaylı kütüphane kurulumu)

Maliyet Modeli

Etkinlik hacmine göre (Ücretsiz planı mevcut)

Uygun Olduğu Senaryo

Dönüşüm ve büyüme odaklı ürün yönetim ekipleri

Adjust / AppsFlyer

Odak Noktası

İlişkilendirme (Attribution) ve MMP

Entegrasyon Seviyesi

Zor (Pazarlama SDK entegrasyonu)

Maliyet Modeli

Tıklama/Kurulum başına ücretlendirme

Uygun Olduğu Senaryo

Büyük bütçeli reklam ve UA kampanyaları yönetenler

Sürecin başarılı bir şekilde sürdürülmesi ve teknik hataların minimize edilmesi için kurulum aşamasında belirli adımların planlı bir şekilde tamamlanması önerilir. Bu durum, analitik verilerin doğruluğunu korurken uygulamanın çökme (crash) oranlarının artmasını engeller.

Sıkça Sorulan Sorular

Mobil uygulamalarda DAU ve MAU oranları nasıl hesaplanır?

DAU, uygulamanın gün içerisinde en az bir kez oturum açmış tekil kullanıcı sayısını ifade ederken; MAU ise 30 günlük periyotta aktif olan tekil kullanıcıların toplamıdır. Bu iki değerin birbirine bölünmesiyle (DAU/MAU) uygulamanın kullanıcı bağlılığı ve günlük kullanım sıklığı oranı elde edilir.

Retention Rate (Tutundurma Oranı) neden indirme sayısından daha önemlidir?

Uygulamanın indirilmiş olması tek başına ticari bir değer yaratmaz; asıl değer kullanıcıların uygulamayı düzenli olarak kullanmasıyla oluşur. Retention rate, edinilen kullanıcıların ne kadarının uygulamada kaldığını gösterdiğinden, ürün-pazar uyumunu ölçen en kritik metriktir.

LTV ve CAC dengesi nasıl kurulmalıdır?

Finansal sürdürülebilirlik için kullanıcı yaşam boyu değerinin (LTV), müşteri edinme maliyetinden (CAC) yüksek olması şarttır. Mobil uygulama pazarında ideal denge, LTV değerinin CAC değerinden en az üç kat fazla (LTV/CAC > 3) olması şeklinde kabul edilir.

Vanity metrics (yanıltıcı metrikler) nelerdir ve neden tehlikelidir?

Toplam indirme sayısı veya sayfa görüntüleme sayısı gibi doğrudan iş hedeflerine katkısı olmayan, ancak dışarıdan başarılı görünen verilere vanity metrics denir. Bu veriler gerçek kullanıcı bağlılığını göstermediği için bütçenin verimsiz harcanmasına ve yanlış ürün stratejilerine neden olur.

iOS App Tracking Transparency (ATT) analitik süreçleri nasıl etkiledi?

iOS 14.5 ile gelen ATT protokolü, kullanıcı izni olmadan veri takibi yapılmasını engellemiştir. Bu durum, analitik ve pazarlama araçlarının kullanıcıları üçüncü taraf platformlarda ilişkilendirmesini zorlaştırmış ve müşteri edinme maliyetlerinin (CAC) artmasına yol açmıştır.

Firebase ve Amplitude arasındaki temel farklar nelerdir?

Firebase, temel olay takibi, crash raporları ve veri depolama gibi genel uygulama ihtiyaçları için ücretsiz ve entegre bir çözüm sunar. Amplitude ise kullanıcı segmentasyonu, huni analizleri ve kohort çalışmaları gibi derinlemesine ürün analitiği için özelleşmiş ücretli bir araçtır.

Mobil uygulama analitiğinde KVKK ve GDPR uyumu nasıl sağlanır?

IDFA, IP adresi gibi kişisel verilerin toplanabilmesi için kullanıcıdan rıza yönetim platformu (CMP) aracılığıyla onay alınmalıdır. Ayrıca analitik platformlarına şifrelenmemiş e-posta, isim gibi kişisel verilerin doğrudan gönderilmesi teknik olarak engellenmelidir.

Churn Rate (Kayıp Oranı) nasıl azaltılır?

Kullanıcıların uygulamayı kullanma sıklığındaki azalmaları izleyen erken uyarı mekanizmaları kurarak churn rate azaltılabilir. Bu kullanıcılar tespit edildiğinde, otomatize edilmiş kişiselleştirilmiş push bildirimleri ve özel sadakat teklifleri ile etkileşim yeniden canlandırılır.

Son Adım

Dijital projenizi bugün planlayalım

Web, yazılım, e-ticaret, mobil uygulama, entegrasyon, SEO veya GEO ihtiyacınızı net bir kapsama dönüştürelim.

Uygulama İçi Analitik: Hangi Metrikler Takip Edilmeli? | Webizm